varalım dedik dağlara… (sabır)
öğlen gibi çıktık yola,
haftanın koşturmasında biraz olsun sakinlik ve tabiat aradık.
bir süre ilerledikten sonra,
dağlardaki hayvanları ile ilgilenen emin amcanın yanında durakladık.
geçerken beni de köye bırakın diyen emin amca yı araca alıp,
civardaki çeşmeye doğru dağlara sürdük.
toprak yoldan çıkmaya çalışırken,
yol kenarında traktöre odun bağlayan ali osman amca ve oğlu na
aracın çeşmeye kadar girip giremeyeceğini danıştık.
numara verdi, çıkamazsanız arayın gelir ve yardımcı oluruz dedi.
birkaç dakika sonra vardığımız çeşmenin,
kolayca ulaşılabilir olduğunu görünce,
bize gösterilen yardım etme isteği ve içtenliğin
ne kadar yüksek olduğunu fark ettik.
emin amca ile birlikte suyumuzu doldurup,
880 metre kadar yükseklikte iken dağlara, vadilere,
tepelerdeki kırçı(henüz kar olamamış, buzdan hallice beyaz) manzarasına daldık.
kertil’e doğru yol aldık.
emin amca ve köyden birçok hane
depremden etkilenen evlerinden çıkartılıp,
yol kenarına yerleştirilen konteynırlara taşınmış.
yolda dağda gezen anadolu inekleri
yuvaları yıkıldığı için
çoğu zaman tabiat içinde uyuyor imiş.
insanların 60 yaş üstü olduğu bu köy,
hayatta kalacak kadar edindiği kazancı, hayvanlardan sağlıyor.
dağlarda gezen ineklerin sütünden almak için
emin amcanın konteynırına doğru yol aldık.
eşi elif teyze çay demlemiş.
iki odalı konteynır eve girdik,
birkaç ay olmuş daha taşınalı
tavanından su damlıyor,
zemheri soğukta elektrikle ısıtması zor.
süt için komşu konteynıra yönlendirildik.
birkaç aydır orada yaşayan ayşe teyze
24 gün önce kocasını trafik kazasında kaybetmiş.
22 yaşındaki oğlu ile ineklerine bakar olmuşlar.
inekler deprem çadırını sevmiyor,
işi devam ettirmek bizim için zorlaştı,
hayvanları satana kadar
sütünden peynirinden alabilirsiniz, dedi.
özlerinden gelen içtenlik ile
başına gelenleri anlatan ayşe teyze ve oğlu,
bana; sabır, tevekkül ve metanet kelimelerinin anlamını düşündürttü.
ne kadar da az sabrediyoruz?
sabır, arapça صبر (ṣ-b-r) kökünden gelir ve “kendini tutmak, dizginlemek” anlamını taşır;
-
zor bir durumda nefsini tutmak
-
acele tepki vermemek
-
acıya, sıkıntıya direnç göstermek
-
şikâyeti sınırlamak
-
musibetlere karşı sabır
-
nefsani arzulara karşı sabır
-
ibadette süreklilik
-
sabır, nefs terbiyesinin temel basamağıdır.
-
pasiflik değil, bilinçli bir dirençtir.
-
“rıza” makamına giden yolda zorunlu bir duraktır.
“şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
(2:153)
ne kadar da az O’na bırakıyor, tevekkül ediyoruz?
tevekkül, arapça وكل (w-k-l) kökünden gelir; bir işi güvenerek emanet etmek, sonucu bir vekile bırakmak anlamındadır.
- kuranda müminin vasfı olarak anılır.
- ilahi takdire teslim olmayı ifade eder.
- pasif bir kabulleniş değil, bilinçli bir teslimiyettir.
- kalbin Allah’tan başkasına bağlanmaması halidir.
- sabır ve metanet ile birlikte anılır.
- insanın korku endişe ve kontrol arzusundan arınmasını amaçlar.
ne kadar metanetliyiz?
metanet, arapça مَتَانَة (metâne) kelimesinden gelir ve “sağlamlık, dayanıklılık, sarsılmazlık” anlamındadır
- sabırdan farklı olarak bekleme değil, ayakta kalma vurgusu taşır.
- musibet karşısında çözülmemek
- inancını ve duruşunu kaybetmemek anlamına gelir.
- metanet, sabrın olgunlaşmış hâli olarak görülür.
- sabır → süreç
- metanet → karakter


